Bir çok sürücü kullandığı otomobile çok güvenir, bakımlarını aksatmaz. Hatta otomobiliyle daha güçlü veya pahalı araçları geçebilmek için yemez-içmez onu modifiye eder. Kendisine de güvenir. En hızlı ve cesaretli sürücünün kendisi olduğunu düşünür ve bunu ispat için fırsat kollar. O zaten en iyisidir! Ama kendisini modifiye etmeye gerek duymaz! (Aslında Güvenli Sürücülük Eğitimleri hiç de fena olmazdı! Umarım geç kalmadan bizimle tanışır.)
Yalnız unutulan bir şey vardır. Trafikte birilerine kendisini ispat etmeye çalışmak aslında ölüme meydan okuma cesaretini en çok kimin göstereceğiyle ilgilidir. Sürücü çok yetenekli ve tecrübeli de olsa, herkesin ve her şeyin bir sınırı vardır. Kullandığımız aracın da bir sınırı vardır. Fren performansının, viraj limitlerinin veya kısaca yol tutuşunun sınırları zorlanmaya başlanırsa kötü bir kaza yaşanması an meselesidir. Limitleri belirleyen en önemli faktör yere temas eden yegane şey olan lastiklerdir. Lastik deyip geçmeyin. Çok yüksek bir teknolojiden bahsediyoruz. Hızlanma sırasında motor gücünü yere en az kayıpla iletmeye çalışmakta, en kısa mesafede yavaşlamak için yapılan sert fren anında yada virajı dönerken sizi yoldan çıkarmaya çalışan merkezkaç kuvvetine karşı çıkmakta en büyük yük hep lastiklerin üzerindedir. Bir tonun üzerindeki bir kütleyi 120 km/s ve daha yukarı hızlara çıkardığınızda aracınızın lastiklerinin yere iyi tutunması hayati önem taşır.
Aracınızın hızı arttıkça kinetik enerjisi de (Ek=1/2m.v²) formülündeki hızın karesi nedeniyle gittikçe büyümektedir. Yani aracınızın 100 km/s hızdaki kinetik enerjisi hızınız 140 km/s’e çıktığında tam 2 katına yükselir. Aracın yüksek hızlardaki fren mesafelerinin niye beklenenden fazla olduğunu ve niye ‘aracın durmadığını’ açıkladıktan sonra, lastiklerin yere temas eden yüzeyinin hız arttıkça azaldığını da eklemek lazım. Yere temas eden lastik yüzeyini olumsuz etkileyen diğer bir faktör ise olması gerekenden daha düşük havayla kullanılmasıdır. Düşük havalı lastiklerin tabanının ortası yukarı kalkar ve lastik dişlerinin arası kapanır. Su tahliye kanalları daralır ve aquaplaning (lastiğin yerle temasının kesilerek, suyun üzerinde kayması) daha düşük hızlarda başlar.
Bir lastik firması "lastiklerde doğru hava basıncı" aktivitesi düzenlemiş. "Doğru hava basıncı" konusunda sürücüleri bilinçlendirmek amacıyla düzenlenen aktiviteler kapsamında toplam yaklaşık 4 bin aracın lastikleri incelenmiş. Araçların yüzde 61’inin düşük havalı lastiklerle kullanıldığı, her 10 araçtan 1’inde ise lastik hava basıncının tehlikeli sonuçlara yol açabilecek kadar düşük olduğu saptanmış.
Yıllardır eğitimlere gelen araçların genel kontrolleri sırasında lastikler konusunda o kadar çok problem gördüm ki, sürücülerin bu önemli konuya hiç önem vermediğine üzülerek şahit oldum. Bunlardan en önemlileri lastik havalarına soğukken bakılması gerektiğidir. Yol yapmış lastikler ısınır ve içindeki basınç yükselir. Benzincide dört lastiğe aynı havayı basan sürücü, daha sonra soğukken lastik havasına baktığında dört farklı basınçla karşılaşabilir. Lastik kontrolünü haftada bir, kendi hava saatinizle ve yola çıkmadan yapın. Servise, lastikçiye güvenmeyin ve mutlaka ne yaptıklarını kontrol edin. Bir diğer nokta farklı marka ve desen lastiklerin kullanılmaması gerekliliğidir. Dört lastiğin de aynı özelliklerde olması ve doğru basınçla şişirilmesi yere eşit tutunmayı sağlar. Unutmayın, aracın kaymaya başladığı taraf yere daha az tutunan lastiğin olduğu taraftır.
Yakıt Ekonomisinde Lastik Basınçlarının Önemi
Lastikler, araçla yol arasındaki tek temas noktası olduğu için, yol güvenliğinin yanı sıra yakıt tasarrufu açısından da büyük önem taşır. Lastik hava basıncı düşük ise lastik yuvarlanma direnci artıyor ve yakıt sarfiyatı artıyor. Rot balansı yapılmış, amortisörleri sağlam ve doğru lastik havasına sahip lastiklerle az yakıt harcamanız mümkün. Tabii Ekonomik Araç Kullanma eğitimlerine katılırsanız bu sarfiyatı çok daha aşağıya çekebileceğinizi de belirtmem lazım.
Geçen yıl yayınlanan bir yönetmelikten eminim ki haberiniz olmamıştır. Sizleri bilgilendireyim. 9 Haziran 2008 Pazartesi günü, 26901 sayı numarasıyla Resmî Gazete’de yayınlanan, Ulaştırma Bakanlığı’nın ‘Ulaşımda Enerji Verimliliğinin Artırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nde sürücülere Ekonomik Araç Kullanma Eğitimi verilmesi konusunda bazı hükümler bulunuyor:
‘Sürücülerin bilgilendirilmesi
Tüzel kişilerce verilecek ekonomik sürüş teknikleri ile ilgili eğitim;
MADDE 15 – (1) Taşımacılık faaliyetlerinde bulunan tüzel kişiler, sürücülerine işe alındıklarında ve her beş yılda bir defa olmak üzere ekonomik sürüş teknikleri ile ilgili eğitim verilmesini sağlar.’
Görüldüğü gibi sessiz sedasız böyle bir karar çıkmış, ama bu eğitimi 5 yılda bir kim verecek? Verilip verilmediğini kim, nasıl denetleyecek? Yaptırımı ne olacak? gibi soruların yanıtları düşünülmemiş. Kaba bir hesapla Ekonomik Araç Kullanma eğitimlerine katılan bir sürücü % 20 ile % 25 arasında tasarruf sağlayabilmektedir. Lütfen üşenmeyin ve bir yılda kaç km yol yaptığınızı ve ne kadar yakıta para harcadığınızı, sonra da bunun % 20’sini hesaplayın. Filo sahibi firma yetkililerinin bu hesap için bol sıfırlı bir hesap makinesine ihtiyaçları olacak. Ekonomik krizin etkileri yaşanırken, milli servet kaybına artık dur demenin zamanı geldi. Bunun için yönetmelik çıkmasına gerek yok aslında. Çevreye zararlı gaz salınımının azalması da cabası…
GÜSEM’in kazayı oluşmadan önleme amaçlı Sıfır Kaza Projesi’nde yakıt tasarrufu eğitimi, kontrolü ve denetlenmesi de önemli bir yer tutmaktadır. Ve Türkiye’de ilk kez uygulanmaya başlanan bu sistem, kurulum ve işletim maliyetini eğitimler dahil 8 ay içinde amorti etmektedir.
Emniyet kemerlerinizi önde ve arka koltukta takmayı, kısa farlarınızı gündüzleri de yakmayı unutmayın… Hepinize kazasız ve keyifli yolculuklar dilerim.
Ersin Karaman (Güsem)
ersin@gusem.com
|
| AWD (Sürekli Dört Çeker) araçların sürüş kullanımları hakkında bilinmesi gereken önemli ip uçları.. |